Araçlar |
Alevilik
[değiştir] TerimVikisözlük'te, alevi ile ilgili tanım bulabilirsiniz.
Alevi deyimi, "Ali taraftarı" ve ya "Ali yandaşı" anlamında kullanılmaktadır. Alevi deyimi "Ali kelimesine arapça nispet eki olan i getirilmesiyle oluşturulur. Sonu ünlü ile bittiği için Alevî biçimini alır." Arapçadaki alevi kelimesi latin harfine çevrilirken allavi olarakta yazılmaktadır. İraq'daki şii başbakanın adının allavi olması alevi anlamındadır. [değiştir] İnanç
İran'dan 19. yy'a ait temsili bir Ali çizimi
[değiştir] Temel inançAlevilik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları önemseyen Şiiliğin Onikicilik ile ortak noktalara sahip bir İslâmî mezheptir. Kur'an kutsal kitap kabul eder, Allah'ın birliğine (Tevhid) inanır, kıyam, rûku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapar, ümmet yerine hür insan fikrini kabul eder (yani can).[kaynak belirtilmeli] Alevîlik'te tanrının insan dâhil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.[kaynak belirtilmeli] Alevilik Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kuran'ın şekline değil, özünü kabul ettiklerini belirten, amacı "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.[kaynak belirtilmeli] Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.[kaynak belirtilmeli] Hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak, insan-ı kâmil olup, özüne dönmek olarak tanımlamaktadır. [kaynak belirtilmeli]Mürşid, Pîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek Dört Kapı Kırk Makam aşamasından geçilir. Alevi ibadedinin uygulandığı mekân Cemevidir. [değiştir] Mitsel ve Terihsel inançlarAnadolu'nun İslamlaşmasını sağlayan Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Yunus Emre'nin, Mevlana'nın, Abdal Musa'nın, Ebul Vefa'nın, Hoca Ahmet Yesevi'nin Şah İsmail(Hatai)'i önemser. [kaynak belirtilmeli]Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr’le ve ozanların nefesleriyle hayat bulunduğu inanmaktadır. [değiştir] Şiilik ve AlevilikBir görüşe göre, Alevilik İslamiyetin "Şiiliğin Türk yorumudur. İslam Peygamberi Muhammed'in ölümünün ardından Ali'nin hilafetini destekleyenler ile desteklemeyenler ayrışmışlardır. Bir diğer ayrışma da Veda Hutbesi'ndeki "emanetler" konusunda yaşanmıştır. Şii ve Alevi inanışına göre, Muhammed hutbede müslümanlara Kuran-ı Kerim ve Ehli Beyt'i emanet etmiştir.Alevilerin deyişleri ve ibadetleri incelendiğinde Ali ve Ehli Beyt'e olan bağlılık açıkca görülmektedir. Bu Şia ve Alevilik ilişkisi tezini güçlendirmekte isede sünnilerde de ehli neyt sevgisi vardır. Hatta aleviler gibi onlarda fatma ali gibi isimler koymaktadırlar.[kaynak belirtilmeli] İkinci görüşe göre, Şii ibadet ve yaşam tarzı ile Alevilerin ibadet ve yaşam tarzları arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Şii ve Sünni anlayışta ibadet yeri camiler olarak kabul edilirken, Alevi islam inancında ise Cemevi dir. Yine de Şii camileri ile Cemevlerinin ibadet saatleri biribirine çok yakındır. Alevîlik, ocaklar şeklinde örgütlenmiş bir inanıştır. Ocakların arasında inanç yönünden küçük farklar olabilmesine rağmen temel felsefe ortaktır. Ama tarikat yapısı olarak incelemek gerektiğinde, Anadolu Aleviliği, Alevi-Caferi, Nusayrilik (Arap Alevîliği), Bektaşilik, Mevlevilik, Abdallar, Babailer, Hurufiler, olarak ayrılmalıdır.[kaynak belirtilmeli]şiilik, ismaililik, caferilik gibi, Muhammed'in vefat etmesi, Ali'nin öldürülmesi ve İslamiyet içinde diğer mezheplerce iyi sayılan, ama Alevîlerce kötü sayılan kişilerin hakimiyet kurmaya çalışmasına karşı hak yolunu savunmak için bir araya gelen kişilerin mezhebidir. Alevîler 12 imam'ın öncülüğüne inanırlar. Anadolu Alevîlerine Kızılbaş da denmiştir. [kaynak belirtilmeli] [değiştir] 'Dört Kapı Kırk Makam' İnancı
Ali bin Ebu Talib betimlemesi. Alevi İslam inancında Ali'nin çok özel bir yeri vardır ve Alevi-Şii amentüsünde bulunan imamet anlayışına göre Muhammed öldüğünde yerine imam olması gereken kişi Ali'dir ve imamet Ali'nin soyundan devam eder.
Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektâş-ı Velî’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş, "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur" demiştir. [kaynak belirtilmeli] Dört Kapı şunlardır: Her kapının on makâmı vardır. Şeriat kapısının makamları:
Tarîkat kapısının makamları:
Marifet kapısının makamları:
Hakikat kapısının makamları:
[değiştir] Alevilikte İbadetAleviler, Muhammed'in son Peygamber olduğuna, Ali'nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar. İbadetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi 'ni bağlayan günlerde üç gün ve Muharrem ayında ise 10 ila 12 gün oruç tutarlar. Alevilikte Muharrem ayı orucunun farz olduğuna inanılır. Muharremden sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel 3 gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.[kaynak belirtilmeli] Alevi toplumu kendi içinde bir çeşit hiyerarşi oluşturmuştur. Örneğin "yol"a gönül vermiş olana "talip" denir. Kişi, yolun kurallarını yerine getirip bilgi düzeyini arttırdıkça yükselir. Alevilik'te "yol" denen deyimin temelini 4 kapı 40 makam anlayışı oluşturmaktadır. Sırasıyla şeriat, tarikat, marifet ve hakikat 4 kapıyı oluşturmaktadır. Bu kapıların hepsinin "alt bölüm" olarak niteleyebileceğimiz on'ar tane makamı vardır. Bütün kapı ve makamların kendi içinde bir anlamı bulunmaktadır. Şeriat kapısı, özetle doğru inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki her bireyin inanç ve yaşam kurallarını düzenler. Tarikat kapısı ise tarikata hizmet etmek, Aleviliğin kurallarına özen göstermektir. Marifet kapısı ise bir nevi kendisi için kuralları aşıp başkaları için de birşeyler yapabilmek, fedakar olabilmektir. Hakikat kapısı, bütün dünyevi kaygıları aşıp kişinin Tanrı ile arasındaki sırra nail olması demektir. [kaynak belirtilmeli] [değiştir] CemCem Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Cem’in kaynağının ise Kırklar Ceminden geldiği inanılır. Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan en önemli unsur; Cem de bulunanların ayni zamanda toplumda hesap vermekle yükümlü olmalarıdır. Cem de bulunalar bir birlerinden Razı Olmak zorundalar. Cem de bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan Cem’e başlanmaz. Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir Dede´nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir. Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz, düşkün kimseler giremez. [değiştir] CemeviAlevilerin ibadet ettiği yere “secde edilen yer” ve “toplanma” anlamında “cemevi” denir; bir olma, bütünleşme yeri, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamında. Cemevi, Alevi İslam inancında ibadet yeridir. Geçmişte de Tekke, Meydan Evi, Kırklar Meydanı, Zaviye, Dergâh Ahmet Yesevî Dergâhı, Hacı Bektaş Dergâhı, Seyit Gazi Dergâhı, Abdal Musa Tekkesi, Yunus Emre Tekkesi) olarak adlandırılmıştır. Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmıyor, Muhammed döneminde mescidinin işlevini yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Aynen mescit gibi çok amaçlı olarak kullanılmaktadır. Cemevleri, salt tapınma maksadı ile kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Alevi topluluğunun tapınma gereksinimi dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir. [değiştir] DedeDede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Dedelik ise kendine has bir is yapısı/hiyerarşisi bulunan bir kurumdur. Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır. Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur. Dede talipleri eğiten, yol gösterendir. Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir. Dedelik kurumunun kendisine özgü bir yapılanması var. Bu yapılanma (mürşit-rehber bağlamında) gereği her dede ayni zamanda başka bir dedenin talibidir. Nasıl ki talip bir yanlışa düştüğünde yada hata yaptığında dedesine sığınıyorsa, ayni şekilde dede de talibi olduğu dedesine (mürşidine) sığınıyor. [değiştir] Cem'de 12 hizmet1- Mürşid (Dede): Görev itibarıyla Muhammed, Ali ve Hacı Bektaşi Veli'yi temsil eder. Cem erkânı başkanlığını yapar, ikrar alır nasip verir. Cenaze, müsahiplik, nikah, sünnet törenlerini yerine getirir. Bunlara ek olarak yeni doğan "can" lara isim koyar. 2- Rehber : Görev itibarıyla İmam Hüseyin´i temsil eder. Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürşidin en yakın yardımcısıdır. 3-Gözcü : Görev itibarıyla Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Rehberin yardımcısıdır. Cemin sessiz ve sakinlik icinde geçmesini saglar. Cemin bekçisidir. 4- Çeragci (Delilci) : Görev itibarıyla Cabir El Ensari’yi temsil eder.Cemevinde bulunan aydinlatma araçlarını yakar.Buhardanlıkları ve mumları (ceragları) hazırlar. 5- Zakir (Âşık) : Görev itibarıyla Bilal Habeş’i temsil eder. Cemde tevhid, duazde imam, mersiye, semah, nevruzi adı verilen âyinsel âyinsel deyişleri söyler. 6- Süpürgeci (Ferras) : Görev itibarıyla Selmani Piri paki temsil eder. Cemevinin sürekli temizligi ile meşgul olur. 7- Meydancı : Görev itibarıyla Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder.Cemevinde semahserleri kaldırır. Postları yerine dizer. 8- Niyazcı : Görev itibarıyla Mahmut el Ensari’yi temsil eder. Kurbanları tekbirler ve keser. Gelen lokmaları alır ve dağıtımını sağlar. 9- İbrikçi : Görev itibarıyla Kamber'i temsil eder. Cemde mürşidin ve cem erenlerinin abdest almalarini sağlar. 10- Kapıcı : Görev itibarıyla Gülam Keysani’yi temsil eder. Ceme gelen erenlerin evlerini gözetler. 11- Peyikçi : Görev itibarıyla Amri Ayyari’yi temsil eder. Cem olacağını tüm canlara duyurur. 12- Sakacı : Görev itibarıyla Ammari Yaseri’yi temsil eder.Cemevinde su , şerbet, saka, süt, üzüm suyu vb. dağıtımını sağlar. [değiştir] Duaz ve deyişDuaz, Duazdeh'in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir. Duaz, cem âyinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar'ın adlarının geçtiği deyişlerdir. Bazen dua olarak da nitelendirilirler. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar'ın yanı sıra başta Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevî ulularının adları geçmektedir. Alevîlik ve Alevîler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sahiptir.Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş; Alevîliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır. Yoz ve yobaz üretimden farklı olunduğunun anlaşılması için deyiş en uygun tanımdır. Alevîlikte Duaz ve Deyişler dahil ibadet dili Türkçedir. [değiştir] Mersiye
Mersiye, bir edebiyat terimi. Divan edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki'nin Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün en güzel örneklerindendir. 8 beyitten oluşur. Arapça ve Farsça kelimeler çok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçusüyle yazılmıştır. "http://tr.wikipedia.org/wiki/Mersiye"'dan alındı [değiştir] SemahSemah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibâdeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir". Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Muhammed’e Salmanı Farisi tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar. Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar, günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir. [değiştir] Muharrem Orucu
10 Ekim 680 de Ali’nin oğlu ve Muhammed’in torunu Hüseyin ile ailesi ve takipçileri (toplam 72 kişi) Kerbela’da öldürüldüler. Aleviler bu acı olayı anmak için, her yıl Muharrem Ayında 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hüseyin`in şahsında Ehlibeyt'e bağlılıklarını dile getirirler ve aynı zamanda zalimin zulmü olarak nitelendirdikleri bu olayı lanetlerler . Alevilikte Kutsal Günler ve Anma Günleri:[kaynak belirtilmeli] Muharrem Orucu Aşure Günü Hızır Orucu Hüseyin'in katledilmesi(Kerbela Olayı) 21 Mart-Ali'nin doğum günü ve Nevruz Gadırhum 5-6 Mayıs:Hıdırellez 6-7 Haziran:Abdal Musa Anma Törenleri 2 Temmuz-Sivas Katliamının yıldönümü 16-18 Ağustos:Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma törenleri Hüseyin'in katledilmesi(Kerbela Olayı) [değiştir] Nüfus dağlımı
Türkiye'deki Aleviler. Beyaz renkle gösterilen şehirlerdeki Alevi oranı %10'dan azdır. Renk koyulaştıkça oran artmaktadır.[kaynak belirtilmeli]
Avrupa Birliği raporlarına göre Türkiye'de 15 ilâ 20 milyon Alevî vatandaş vardır. [1][2] Türkiye'de Türk, Zaza, Kürt ve Arap Alevîleri bulunmaktadır.
Anadoluya ilk gelen Alevilerdir, Kökenlerinin de Horasan!a dayandigi söylenir Gaziantep Alevileri Çoğunlukla Horosan ve Orta Asya'dan gelen Türkmenlerin oluşturduğu Alevi'ler.[kaynak belirtilmeli] Malatya Alevileri Malatya Arguvan yöresindeki çoğu Alevi köyleri halen Oğuz Boyları oymak adları ile anılırlar. (Kızık, Eymir, İgdir). Adıyaman ve çevresindeki Aleviler ile Malatya yöresinin dağlık kesiminde yaşayan Alevilerin köken olarak bakıldığında Horasan'dan geldikleri söylenebilir. Malatya Alevilerinin bir kısmı da Kürt kökenlidir. [kaynak belirtilmeli] Sivas Alevileri Sivas'ın merkez ilçesinde Aleviler çeşitli sebeplerden dolayı azalmıştır. Almanya'ya göç edenler de olmuştur. Kelkit vadisindeki Suşehri, Koyulhisar dışındaki ilçelerde Aleviler çoğunluktadır. [kaynak belirtilmeli] Erzurum Alevileri Bir bolümü Horasan bir bölümü de Tunceli'den göçmedir. Merkezde pek olmamalarına karşı güney ilçe ve köylerinde yaşarlar. Bir kısmı da Şebinkarahisar, Gündoğduköyü, Suboyoköyü, Armutlu, Toklal ve Leylek köyleridir. Bunlar Horasan Alevisidir.[kaynak belirtilmeli] Sıraçlar Sıraçlar bir Türk boyunun ismidir. Sıraç sözcüğü Kuran da geçmektedir.nur saçan ışık saçan yol ışık anlamlarına gelir. bu güne kadar tam türk ibadetlerini ve geleneklerini sürdürler. [kaynak belirtilmeli] Aleviler arasındaki bazı topluluklara da "sıraçlar" denmektedir. Örneğin Hubyar yöresindeki Alevi topluluklarından bazılarına "sıraçlar" denilmektedir. Sıraçlar Alevilikte "Dede" olarak adlandırılan rehbere "Baba" derler. Anadolu'nun başka bölgelerinde de "sıraçlar" olarak nitelenen Alevi toplulukları mevcuttur. [kaynak belirtilmeli] Çepniler Tahtacılar Orman işleriyle uğraşan göçebe türkmen aşiretidir, Tamamı Alevidir.[kaynak belirtilmeli] Yörükler Yörüklerin büyük bir kısmı Sünnileşmişlerdir.[kaynak belirtilmeli] [değiştir] Komşu ülkelerdeEhl-i Hak Güney Azerbaycan (İran)'da Türkmen Alevileri Şiileşmektedir. Genel olarak Azerice konuşur ve kendilerini Ehl-e Haq (Ehl-i Hak) olarak tanımlarlar.[kaynak belirtilmeli]
Osmanlı döneminde Bektaşi babaları, birçok balkan halkına İslamiyeti kabul ettirmişlerdir. Bu halklardan önde gelen milletler ise Boşnaklar, Arnavutlar ve Makedonların bir bölümüdür. Balkanlarda Türk Bektaşileri de vardır.[kaynak belirtilmeli]Sûriye de Arap ve Kürt Alevîler vardır. Tunus ve Ürdün'de Arap Alevîler vardır. İran içerisinde Türkmenler Azeriler de çoğunlukla Alevidir.Balkanlarda Alevilik Bektaşi halklar vardır, bu halklardan önde gelenler Arnavut ve makedon bektaşileridir,ayrıca balkanlarda türk alevileride vardır.[kaynak belirtilmeli] Balkanlarda çok sayıda tarikat aleviliği(bektaşilik) olup pek çok yerleşim alanları vardır. Makedonya'ya kadar Bektaşi tekkeleri bulunmaktadır.[kaynak belirtilmeli] [değiştir] Tarihçe[değiştir] Erenler[değiştir] Ahilik ve Alevilik[değiştir] Bahai İsyanı[değiştir] Osmanlı, Kızılbaş ve SafevilerAnadolu'dan Safevi topraklarına göç eden Türkmenlerin başlarına giymiş olduğu kızıl renkli mihverin etrafına Oniki İmam inancını simgeleyen oniki kıvrımlı kumaş ile sarılmış türban'ı taktıkları için kızılbaş olarak adlandırılmış topluluk.
[değiştir] Türkiye CumhuriyetiAlevîler, İsmet İnönü'nün deyimiyle, milli mücadele yıllarında 'herkesten çok vatan sever' bulunmuştur. Cumhuriyet Türkiye'si ve onun laikliği seçmesi, (tekkelerinin kapatılmasına rağmen) hoş karşılanmıştır. Alevîler geleneksel olarak, Cumhuriyet devriminin ilkeleri taraftarı olmuşlar, Atatürk ilke ve inkılaplarına her zaman bağlı olduklarını göstermişlerdir. İslamcı akımları hiçbir zaman desteklememişlerdir. [değiştir] Kaynakça[değiştir] Dış bağlantılar
|