İbradı, Antalya

İbradı, Antalya
Bağlı olduğu il: Antalya
Yüzölçümü: km2
Nüfus: 10.826
Nüfus yoğunluğu: kişi/km2
Enlem:
Boylam:
Rakım: 1300 m
İlçe Kaymakamı
Belediye Başkanı


İbradi, Antalya iline bağlı ilçedir.

Konu başlıkları

[deÄŸiÅŸtir] Tarihi

Psidya sınırları içinde yer alan İbradı'nın kuruluş tarihi tam olarak bilinmiyor. Ancak, İbradı ve çevresinde bulunan kalıntılardan Roma devrine uzandığı tahmin ediliyor Örneğin, İbradı'ya 2 km. mesafede kurulu Ormana Belediyesi ile 7 km. mesafedeki Ürünlü Köyü' nün arasında helenistik dönem Erymna Antik Kenti'nin kalıntıları mevcuttur. Kentin nekropolü ise Ormana'yı çevreleyen kayalık sırtlardır.

Yine Ormana'ya 11 km. uzaklıkta Çukurviran Köyü çevresinde Helenistik dönemlere ait kalıntılar görülmektedir. İbradı kervan yolunun Kesikbel mevkiinde bulunan Selçuklu Kervansarayı'ndan geriye sadece temel taşları kalmıştır. Evliya Çelebi, ünlü Seyahatname'sinde ibradı'nın 17. Asırda oldukça mamur ve mühim bir belde olduğunu yazar.


[değiştir] İbradı 'nın Tarihi

İbradı Antik Melas Irmağı'nın çıkışına yakın dağlık bölgededir. Orta çağda insanlar şehir ve kasabalarını doğal korunaklı olması nedeniyle dik, sarp tepelerde kurarlardı. Psidya Pumphylia sınırları arasında kalan bu bölgede zamanla Eti hakimiyeti vardı. Antalya Körfezini gösteren antik haritada Kotenna (gödene) ve Erymna (Ormana) antik kentleri Pisidya sınırları içerisindedir. Osmanlı döneminde Alaiye sancağı oniki nahiyeden oluşmaktaydı. İbradı, Akseki, Manavgat, Düşenbih bu sancağa bağlı idi. Erimna şehrinin kalıntıları üzerinde inşa edilen ormana köyü yakınlarındaki bulgular bunu göstermektedir. Unulla, Çukurviran, ûrmana, Üzümcü Bölgesindeki kalıntılar Roma döneminde bu bölgede yerleşim alanları olduğunu göstermektedir. Çukurviran, Soğukoluk ve Kayadibi bölgesinde Helenist çağa ait kalıntılara rastlanmaktadır. Eynif ve Kesikbeli yolu üzerinde BahadıRoluğu pınarı bir Selçuklu eseridir. Yine bu bölgedeki Kargıhanı Kervansarayı canlılığını hala korumaktadır. Bazı kaynaklarda, bir tarafında "Duribe fi İbradı" yazılı Osmanlı Dönemine ait paranın olduğundan bahsedilmektedir. Osmanlı Padişahları paraların hep hükümet merkezlerinde basmalarına karşın zaman zaman seyahat ettikleri sürede konakladıkları kentlerde de para bastırmışlardır. Bu paralarada o kentin adını vermişlerdir.

İbradi halkının çoğunluğu o günlerde memur idi. En çok da kadılar vardı. 1305 yılı büyük yangından sonra mükemmel konaklar inşa edilmişti. Halkın çoğu emekli ve başarılı memurlar oldukları için kıymetli makamlar işgal edenler çok idi. Nitekim ibradı'ya Ferit Paşa'yı karşılaşmak için sıralanan sarıklı kadıları görünce "Kendimi Babı Meşihat Divanesindeyim Sandım" demişti. İbradı, Marsilya kiremitli, şirin, bakımlı, günden güne giderek güzelleşen, bağlar ve bahçelerle çevrili yemyeşil bir kasabamızdır. İlk şehre giriş, elektriğin gelmesi ile cazip hale geldi ve bu ilk giriş insanı çok duygulandırmaktadır.
Kendi çapımdaki araştırmalarıma göre İbradı isminin kesin olarak nereden geldiği belli değildir. Konya'nın eski yerlilerinden Necati Akyokuş'a (Allah rahmet eylesin) sorduğum zaman belde adının İbradi değil iradı olduğunu uzun boylu anlatmıştı. İbradı'nın ne zaman kurulduğu tespit edilememekle beraber, çok eski bir tarihe sahip olduğu Konya Selçuklu Devleti'nin kurulmasından hemen sonraya rastladığı, Konya Selçuk Eserleri Kitaplığı'ndaki Selçuklu Devleti'ne ait eserlerde mevcut olduğu söylenir. Konya ve Gaziantep'te ağır ceza reisliği yapmış, adliyeci ve tarihçi çok sevdiğim ve saydığım hemşerimiz rahmetli Necati Akyokuş ile sağlığında Konya'daki evinde konuşuyorduk. "Amca, babam ve siz doğma büyüme memleketiniz olan İbradı'yı çok seversiniz., İbradı'ya verilen bu ismin kelime anlamını babama sordum. Bana sizinle konuşmam gerektiğini söyledi. Bu konudaki tarihi bilginiz nedir?" "Oğlum, Orta Asya'nın çeşitli yörelerinden batıya yapılan göçler İran'da birleşir.

Burada Türkler birbirleriyle tanışırlar. Kafile ikiye ayrılır. Bir kısmı kuzey yolu denilen Hazar denizi kenarına, bir kısmı da Irak'a geçerek Mezopotamya güney yolu ile Küçükasya ve Avrupa'ya hicret etmişlerdir, işte güney yoluyla Konya'ya gelen Türklerden tahminen 25 aile 250 kişilik bir gurup -mütecanis değiller Selçuk hükümdarına müracaat ederek ülkesine yerleşmek istediklerini bildirirler. Kendilerine verilen mihmandar (yol gösterici) ile başlanır yer aranmaya. Malum ya o zamanlar yerde aranacak ilk özellikler; müdafası kolay, havası suyu iyi ve devletin sınırları üzerinde veya buralara yakın yerlerde olması idi. Kafile bir hayli yol yürüdükten sonra, kentin kurulduğu şimdiki mevkiyi seçerek yerleşirler. Etraflarında nüfusu kendilerinden çok az olan Ormana, Gedezora,. Masat adında üç Rum köyü mevcuttur. Zamanla Gedezora ve Masat arazilerinide satın alarak ellerine geçiriyorlar. Yerleşme tamamlandıktan sonra, aralarından seçtikleri bir heyet Konya'ya giderek Hükümdar'ı davet eder. Hükümdarın ilk sözü "kaç günde geldiniz?"olur. "bir hafta" cevabını alınca kendisi gitmez, saraydan birini görevlendirerek gidip bu yeri görmesini emreder. Dönüşte heyette bulunan yetkili "bu yer çok iradı kardaşlar, buraya ne ad koydunuz" diye sorar. "Daha hiçbir ad koymadık buraya, adı siz buldunuz. Yer iradı dediniz, adı Inradı olsun" derler ve böylece kurulan kent isimlendirilmiş olur." "Bu bilgileri nereden aldınız, durum tahminen hangi tarihlere rastlar?" "Konya Selçuk Kitaplığı'ndan okuduğu Anadolu ve Konya Selçuklularının kuruluşlarına dair eserlerde var. Onbirinci yüzyılın ikinci yarısına rastlar" "Peki iradı nasıl İbradı olmuş?" "Eski yazıda iradı yazılırken iki nokta yanyana konur (l) harfi uzun okunurdu, zamanla bu noktanın yazılarda küçük yazılması ile bir noktada okunan (B) harfine terk etmiştir. Hattı zatında İbradı kelimesinin bir manası yoktur" "çok teşekkür ederim amca, beni bir meraktan kurtarmış oldunuz." Hakikaten de böyledir. İbradı değil Iradı'dır. Eski yazı bilenler bunun sebebini daha çabuk kavrayacaklardır. Bu vesile ile bir hususa daha değinmek istiyorum.

Bizim İbradı Yardımlaşma ve Birleşme Derneği adında kurulmuş bir derneğimiz vardır. Bir zamanlar İçişleri Bakanlığı'na müracaat ederek adının, "Aydınkent" olarak değişmesini sağlamışlardı. Aydınkent, okumuşu, aydını münevveri çok anlamına geliyor. Gerçeği söylemek gerekirse, ben bu ismi de çok beğenmiştim. Çünkü İbradı isminin hiçbir manası yok ibradı' dan galat bir tabiridir. Demek bu işe teşebbüs ederken ismin etrafında esaslı bir şekilde durmalı, sormalı, soruşturmalı ve değişiklik ona göre tahakkuk ettirilmeli idi. Değiştirdiniz. Aydınkent yaptınız. Güzel... Sonradan hangi tesir altında kalarak tekrar eski isme döndüklerine sadece ben değil tüm hemşehriler akıl erdiremedik. Bari tekrar değişiyorken esas ismi olan "iradı" olsaydı (Sonradan öğrendiğime göre, Antalya'da bulunan hemşehriler, gerek Osmanlı İmparatorluğu gerekse Cumhuriyet Türkiye'sinde devletin mühim mevkiilerinde pek çok memur bulundurmuş olmakla, bütün Türkiye'de İbradı' nın devlete memur yetiştiren bir belde olarak tanınması nedeni ile yeniden eski isme dönülmesi için Vilayet Meclisinden karar alınarak Bakanlığa gönderilmiş ve merkezi Ankara'da bulunan derneğin de takibi ile ismin yeniden eski halini almış olduğu anlaşılmıştır.) isim mevzuunda hemşerimiz Maliyeden emekli Kutsi Şener ile Antalya'da yaptığım görüşmede, İbradı isminin "Abaradı" yani "su aradı" olduğunu ifade ederek hikayesini şöyle anlattı: Tunceli ili Maliyet Tahsil şubesi şefliğine tayin edilerek Elazığ'da işe başladım. O zaman Tunceli vilayet merkezi de Elazığ'da bulunuyor. Valisi aynı zamanda kumandanı olan General Abdullah Alpdoğan'dı. Vilayet merkezine gelen şeften yukarı memurlar özel kalem müdürü tarafından kendisine takdim edilirdi.

Bende bu şekilde makamında bulunduğum zaman, bana nereli olduğumu sordu, "ibradı' lıyım" dedim. "İbradı değil, onun esas adı Abaradı'dır. Su olmayınca nasıl konuş yaparlar, su aradılar, buldular ve konuş yaptılar. Tabi bu kolay olmadı. Su buldukları bu yöreye de Abaradı dediler" diye anlattı. Kendisinden bu malumatı hangi kitaptan okuduklarına dair hiç bir şey sormadı. İşte kinci isim seçeneği de budur. KEMAL NACİ ŞAHANKAYAGEZGİN CERRAHTAN; "lütfen siz sancak beyi olun, gözleriniz kapayın ve zaman tünelinin içine girin: Elinizin altında canım Alanya, biraz ötede Gazipaşa, biraz bedire Side, Manavgat ve diğer şirin köyler, kasabalar olsun. Haside düzlükte, toprak sulak, verimli, ulaşım kolay, deniz yakın, hava güzel, manzara harika. Yerleşmeye karar verseydiniz, nereyi seçerdiniz? Bizimkiler bu canım yerleri bırakmış ibradı'yı seçmişler. Dağın tepesinde bir yer. Kuş uçmaz kervan geçmez, ulaşım hala güç, sıkıntılı ve yorucu. Peki,'neden buraya yerleşmişler? Belkide aile yıllar boyu sürüp gitmiş harplerden, istilalardan, baskılardan, yağmalamalardan yılmıştı. Öyle bir yer seçelim ki, günün birinde düşman bile gelemesin; gelirsede geldiğine bin pişman olsun, demişler! Bakın Evliya Çelebi ibradı için ne yazmış: "Taşlık ve çalılık olduğu için ulaşamadım" Buna rağmen ibradı "18. Ve 19, asırlarda bir ilim irfan ve servet diyarı" olmuştur. Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nm oğlu ibrahim Paşa Mısır ordusunun başında Kütahya'ya doğru ilerlerken ibradı'ya bir öncü askeri kuvvet göndermiş. Kumandanın şehir hakkındaki raporu şöyle: "Havali-i meşkurun kesret-i rical-i mühimmeye ve ilmiyeye ve fuka, haya malik ve fakat bir senkistanmahal oluduğu. Yani; adı geçen yerde çok sayıda mühim mevkii sahibi kimse, ilim ve fıkıh (şeriat bilgisi) bilginleri vardır; ama yer felaket taşlıktır, iradı çok kadı yetiştirmiştir. O zamanın örf ve adetlerine göre bir kadı imparatorluğunun bir görev sahası içinde iki yıl hizmet eder gene altı ay açığa alınırmış. İşte bu ara dönemde kadı efendiler ibradı' ya döner, burada yaşar, toplayıp getirmiş oldukları paralarla evler, konaklar yaptırırlarmış. Babama kadar tüm ecdadım ibradı' da doğmuş ve ömrünün son kısmını Allah'ın izniyle İbradı' da geçirmiş . babam İbradı' ya dönmedi. O devirde yaşamış diğer aileler gibi: bizde dönmedik diğer ailelerin yetişmiş çocukları gibi: babam emekli olunca İstanbul'a yerleşti çocuklarını okutmak için; göründüğü gibi deyişmiş olan şartlardan ibradı' da nasibini almış büyük şehirlere göç başlamış ve sürüp gitmiş. Şehrin nüfusu kimine göre onbeşbinmiş kimine göre sekizbin kimine göre ikibinnin altına düşmüş, ibradı bucak olmuş, yıllarca bucak kalmış. Eylül 1991'de milletvekili genel seçimlerinden sonra İbradıseçim vaadi sonucu tekrar ilçe oldu. Hayırlı olsun.

PROF. DR. TARIK MİNKARİ

Ibradi kelimesi Luvice bir kelime olup gu"rsu anlamina gelir. Kaynak: Tarih ve Toplum dergisi. Doc Dr Ercan E Kuruoglu

[değiştir] Coğrafyası

İlçe doğusunda Beratlı, Trabeza, Kurkur, Çuvallı, Aktepe; batısında Melik, Toka, Geçkar ve Çeçkar, Uluçukur. Kesik; kuzeyinde Zimbit, Obet, Gaydan, Uluçukur, Akpınar, Lök, Pınarcık, Enerli; güneyinde Katara, Karadağ, Akıncı, Kurtgediği dağları ile çevrilmiştir. Gembos ve Gemboğazı ovası İbradı'nın kuzeyinde Dereköy ile Göynem ve İbradı arasındadır. Rakamı 1300 metredir. Dağlardan inen sularla dolar göl halini alır. En kuzey ucu Taşköprü, en güney ucun da Başpayam İbradı belidir. Ortası, Ortapayam ve Erilikli adıyla anılır. Kapladığı arazi aynı bir bademi andırır. Bu ovanın genişliği 2 km. uzunluğu 15 km'dir. Bir diğer ova olan Eynif Ovası Toka, Karadağ ve Cimriği Dağları arasındadır. Genişliği Gembos'a yakındır. Üzümcü Ovası ise Başlar Köyü yakınında olup, İbradı'nın Çukurviran Mahallesi yanındadır. Ekim ve meraya elverişli bir sahadır. Bu üç ovadan ilçede başka küçük çapta ovalar bulunmaktadır.

Ancak İbradı'nın kendisi bir yayladır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın İbradı'yı yazlık konaklama yeri olarak kullandığı söylenir. Denizden yüksekliği 950 metre olan İbradı'de yaz aylarında ortalama sıcaklık gündüz 30 derece gece ise 10 derecedir. Nem ise yok denecek kadar az olduğu için insan vücudunda terleme olmaz.

Yöre halkından özellikle hayvancılıktan geçimini temin edenler ise 1200-1500 metre yüksekliğindeki ardıç, sedir ve çam ormanlarıyla kaplı Sütleğen, Söbüce, Sülek, Elmaağacı yaylarına çıkmakta, buraların doğa güzelliğinin yanısıra serin havası ve soğuk kaynak suları ile insanların ilgisini çekmektedir. Çadırlı olarak kamp yapmak için ideal yerler, İbradı - Beyşehir yolu üzerindeki yaylalardır.

Bodamya'dan başlayarak Gümüşdamla'da (Zilan) İbradı konağı adındaki yerde çıkan pınarlardan meydana gelen ve Üzümdere önünden geçtikten sonra Unulla (Ürünlü) ile Menerye arasından geçerek, Manavgat'a inen Manavgat Çayı bölgenin en büyük ırmağıdır. Bu ırmak üzerinde Üzümdere Köyü civarında Gavuryolu denilen yerde başka bir pınar suyunu alarak İbradı Değirmeni yanında epeyce çoğalmış olur. Irmak kenarında zeytin, incir gibi iklime has bitkiler yetişmektedir ve özellikle turistlerin ilgisini çeken Alabalık bulunmaktadır.

İlçede ayrıca turistik yönden önemli yere sahip olan Altınbeşik - Düdensuyu Mağarası vardır.

[değiştir] Nüfusu

İlçenin nüfusu 3500 genel nüfus sayımına göre 20854'dir. Bunun 6991'si ilçe merkezinde, 3835'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

Yıllara göre ilçe nüfus verileri
Yıllar Merkez Köyler Toplam
2007
2000 6991 3835 10826
1997
1990 4215 3837 8052
1985

[deÄŸiÅŸtir] Ekonomisi

İlçenin dağlık bir bölgede bulunuşu hayvancılık faaliyetlerini geliştirmiştir. En çok beslenen hayvan kıl keçisidir. Tarımsal faaliyetlerde pazara dönük bir üretim yapılmamaktadır. Tahıl ve meyvecilik başlıca yer tutmaktadır. Yüksek kesimlerdeki ormanlardan kesim ve dikim işçiliği yapılmaktadır.

[deÄŸiÅŸtir] Turizm

İlçede turizm açısından değer taşıyan en önemli varlık 1994 yılında çevresindeki alanla birlikte milli park ilan edilen Altınbeşik Mağarası'dır. Henüz Turizme açılmamış olan mağara bu haliyle bile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir.

İlçede Roma devrini ait olduğu tahmin edilen tarihi kalıntılarda bulunmaktadır. Ormana Beldesi Ürünlü Köyü arasında Roma dönemi Erimna Antik Kenti ile Çukurviran Mahallesi civarındaki kalıntılardan söz edilebilir.

İlçenin dağlık coğrafyası kendisine özgü doğal bir turizm potansiyeli oluşturmakta, özellikle safari turları ve günü birlik geziler için uygun bulunmaktadır. Yine İbradı Merkezi'nde 7 adet tarihi konak koruma altına alınarak turizme kazandırılmıştır.

İbradı Antik Melas Irmağının çıkışına yakın dağlık kısımdadır. Vaktiyle Psidya sınırları buraya kadar uzanırdı. Psidya hudutları içinde olan Erimna şehrin meydana getirdiği Ormana Beldesi ile Unulla (Ürünlü) Köyü arasındaki küçük bir tepe üzerinde bazı burç ve sarnıç harabeleri ile çeşitli taşlara rastlanmaktadır. İbradı'nın Çukurviran Soğukoluk ve Kayadibi mevkiilerinde Yunan Kadim devrine ait taş ve yapılara rastlanmaktadır. Eynif ve Kesik Beli yolu üzerinde Bahadır Oluğu Pınarı bir Selçuklu eseridir. Yine bu çevrede Tolhan canlılığını korumaktadır. İlçede 7 adet eski konak (ev) bir adet cami, bir mezarlık, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarındandır. İbradı Mezarlığı Arkeolojik sit alanı kapsamında, Çukurviran Mahallesi'ndeki anıt mezar, İbradı'daki asırlık Arabastı Kestanesi ağacı da korunması gereken kültür ve tabiat varlıklarındandır.

[değiştir] Dış bağlantılar

Vikikaynak'ta, Antalya/İbradi Türküleri ile ilgili metin bulabilirsiniz.


Antalya Haritası Antalya ilinin ilçeleri Türk Bayrağı

Merkez | Akseki | Aksu | Alanya | Demre | Döşemealtı | Elmalı | Finike | Gazipaşa | Gündoğmuş | İbradı | Kaş | Kemer | Kepez | Konyaaltı | Korkuteli | Kumluca | Manavgat | Muratpaşa | Serik


wymiana linkami wymiana linkami SEO Tools SEO Tools tanie kredyty gotówkowe kreatyna Plaza 3 star hotel Los Angeles krynica noclegi Sejm Tyk